19 Nisan 2013 Cuma

Bu Akşam


           Bu akşam yazmaya karar verdim. Hayır, dışarıdan gelen patır patır yağmur sesleri yok, küllükte kendi kendini yakıp bitiren bir sigaram da yok. Belki duvara yaslanmış bir gitar olabilirdi ama o da yok. Sadece ben varım işte, ve bu akşam yazmaya karar verdim…

          Anlatabileceğim ne aşk acım var ne de dramatik bir öyküm. Ama “herkes gibi” demem asla çünkü o “herkes” diye sınıflandırılan şeye inanmıyorum ne yazık ki. Ya da ben farklıyım diye gezinen aslında kimsenin aynı olmadığından bi'haber kişilere de. Eh aynı yoksa eğer farklı da yok demektir. Öyleyse ne aynıyım ne de farklıyım ben. Ben, benim işte…

         Maksat felsefe değil ya sadece aklıma gelen ellerimden tuşlara damlıyor. ((Oh edebiyat oldu şimdi de :) ))  Burada da bir kategoriye sokma merakımızı gösterdim değil mi? Her şeyi bir kalıba sokma merakımız sağolsun bir etiket yapıştırmadan rahatlayamıyoruz maalesef. Bu sözü bi tweette görmüştüm “marjinali” bile kalıplara oturtmuşuz. Kulağa traji-komik gelmiyor mu?

         Yazmaya karar verdim dedim ya öyle amaçsız öyle öylesine, sonu nereye varacak ben dahi merak ediyorum. Ama sevdim yani sende denemelisin, içindeki her şey söylenmeye değermiş gibi.  Sen değerliymişsin gibi... Evet, yine birinden alıntı yaptım. Başkasından duyduğun şeyi kendin çiğneyip tükürdüğünde farklı bir şey oluyor –gibi gelse de tartışmaya açık tabi-. Her neyse ben Prof. Keating’ten çaldım sözümü şiir yazamayan Todd’a bakıp demek ki içindeki hiçbir şeyi söylenmeye değer görmüyorsun gibi bir şey diyordu. Tam emin değilim ama ben bunu anlamak istedim sanırım :) Halbuki içimizdeki her şey söylenmeye değer. İşte o yüzden ben bu akşam yazmaya karar verdim. Ve bu akşamlık bu kadar yeter. Duvarda yaslanmış olmasa da fonda gitar solosuyla iyi geceler…



Dipnot: “Ölü Ozanlar Derneği” arşivlik filmlerdendir.

2 yorum: