Bu akşam yazmaya karar verdim.
Hayır, dışarıdan gelen patır patır yağmur sesleri yok, küllükte kendi kendini
yakıp bitiren bir sigaram da yok. Belki duvara yaslanmış bir gitar olabilirdi ama
o da yok. Sadece ben varım işte, ve bu akşam yazmaya karar verdim…
Anlatabileceğim ne aşk acım var ne de
dramatik bir öyküm. Ama “herkes gibi” demem asla çünkü o “herkes” diye
sınıflandırılan şeye inanmıyorum ne yazık ki. Ya da ben farklıyım diye gezinen
aslında kimsenin aynı olmadığından bi'haber kişilere de. Eh aynı yoksa eğer
farklı da yok demektir. Öyleyse ne aynıyım ne de farklıyım ben. Ben, benim
işte…
Maksat
felsefe değil ya sadece aklıma gelen ellerimden tuşlara damlıyor. ((Oh edebiyat
oldu şimdi de :) )) Burada da bir kategoriye sokma merakımızı
gösterdim değil mi? Her şeyi bir kalıba sokma merakımız sağolsun bir etiket
yapıştırmadan rahatlayamıyoruz maalesef. Bu sözü bi tweette görmüştüm “marjinali”
bile kalıplara oturtmuşuz. Kulağa traji-komik gelmiyor mu?
Yazmaya karar verdim dedim ya öyle
amaçsız öyle öylesine, sonu nereye varacak ben dahi merak ediyorum. Ama sevdim
yani sende denemelisin, içindeki her şey söylenmeye değermiş gibi. Sen değerliymişsin gibi... Evet, yine
birinden alıntı yaptım. Başkasından duyduğun şeyi kendin çiğneyip tükürdüğünde
farklı bir şey oluyor –gibi gelse de tartışmaya açık tabi-. Her neyse ben Prof.
Keating’ten çaldım sözümü şiir yazamayan Todd’a bakıp demek ki içindeki hiçbir
şeyi söylenmeye değer görmüyorsun gibi bir şey diyordu. Tam emin değilim ama
ben bunu anlamak istedim sanırım :) Halbuki içimizdeki her şey söylenmeye değer. İşte o yüzden ben bu akşam yazmaya
karar verdim. Ve bu akşamlık bu kadar yeter. Duvarda yaslanmış olmasa da fonda
gitar solosuyla iyi geceler…
Dipnot: “Ölü Ozanlar Derneği”
arşivlik filmlerdendir.
İyi yapmışsın.Başarılar.:)
YanıtlaSilTeşekkür ederim :)
YanıtlaSil