20 Nisan 2013 Cumartesi

Neden Pipo?


       Hayır, dudak tiryakisi de eski MİT ajanı da değilim :) Bay Pipo’ya laf sokmuyorum canım sadece alakam yok siyasetle demek istiyorum.  

      Bayan Pipo’yu yine bir yerden çaldım tabiî ki Cengiz Özakıncı’nın kitaplarından Neveser serisinin üçüncüsü “Siyon Türk Zelda” da derinlemesine anlatıyor “Bayan Pipo”yu ama benim olayım o karaktere duyulan hayranlık vs. de değildi maalesef. Pipo kişiliği mi desem?  Yalnızca piponun ateşini içinde gizlemesi mesele. Dışarıdan göstermez içinde tüten ateşi, küllerini… Ondandır işte “kimliksiz olacaksam eğer Bayan Pipo olurum” deyişim.

     Söylediğim kitaplar buram buram siyaset koksa da uzak dursun benden kendileri.  Ama okuyun diyebilirim, elinize gelen her şeyi, taraflı tarafsız hepsini okuyun. Kitabı yıllarca düşman bilen ülkemizde, okuyanı hapse atan ülkemizde söylediklerim ahmakça belki. Ama gün bugün. İki görüşü de görüp kendi görüşümü sunabilmem için ikisini de okumalıyım demek ki. Ben bir “fikir” sahibi değilim henüz çünkü önce daha çok “bilgi” sahibi olmaya ihtiyacım var. Hem en korkulası kimseler de bilgisi olmadan fikrini savuranlardır bence.

    Sahi kitap, film derken siz Türkler nasıl diyoorr aa hmm…  “Entel”! Evet entel olma kaygısı güdenlerden değilim. Zaten “entelektüel”  kelimesi “entel” diye kısaltıldığından  beri saygınlıkları da aynı ölçüde kısalmadı mı? “Bir yazar okudukları kadar yazardır” gibi bir söz duymuştum yine nerde olduğunu unuttuğum ve belki de yarım hatırladığım sözlerden biri. Yinede o söze son derece katılıyorum. Kendime yazar demiyorum yanlış anlaşılmasın ama yeterli bir açıklama olsa gerek.

Bitirmeden bu başlığa eklemeden geçemeyeceğim bir söz daha var tabi;
      “Bir pipo bazen sadece bir pipodur”  Sigmund Freud.

Yeniden görüşmek üzere..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder