22 Nisan 2013 Pazartesi

İnternet


     Sıkıldıkça dedik ya siteye işte o pekte öyle olmuyormuş. Her sıkıldığında insanın söyleyecek sözü yokmuş. Ama 140 karaktere sığabildiğimi fark ettikçe olaya müdahale etmem gerekiyordu. Ben ki geveze bir insanım ((fark etmişsinizdir))140 la yetinir olmuşum. Fikrim, günlük hayattaki cümlem bile o kadarcık olmuş duruma anında el koydum.

         İnternette herkes yazar olmuş zaten. Benim neyim eksik ? Yazar derken isim olandan bahsetmiyorum geniş zaman olanı hani.  Sahi “Dizüstü Edebiyat” olayının ne kadarının iyi ne kadarının kötü olduğu düşündürüyor insanı. Bir yandan gencin ve belki yeteneklinin önü açıldı. Yayıncı istemiyor diye basılmayan kitaplar hayat buldu sayesinde. Bir yandan da edebiyat, edebiyat olmaktan çıktı. Alelade internette yazarken sorun yok ama eğer edebiyat denilecekse o basitlikten sıyrılmalı. Ben yalnız Pucca’yı okudum aralarından -fikir edinmek için çok az kabul ediyorum-. Kitap sonsuz derecede akıcı ve komikti. Ama o kadar işte. Belki geri kafalı olduğumu düşüneceksiniz ama ben kabul edemiyorum argonun bu kadar kolay “edebiyat” olabilmesini.

      İnternetse ayrı dava! Marifet olmuş cümleyi “amk” diye bitirmek hatta insanlara kusurlarını bir bir söylemek. Her şeye sınırsız ulaşabildiğin interneti biz şişmana taytın ne kadar yakışmadığını anlatmak için kullanır olmuşuz. Erkekler kızların ne sıklıkla kuaföre gitmesi gerektiğini söyler olmuş. Ünlüler ise sanki insanoğlu değil de alay edilmek için oynatılan kuklalarmış internette.

        Fikrini söylemekle hakaret etmek arasındaki çizgi ince bile değilken nasıl karıştırıyoruz hayret. Bir “biz” olayı var birde sevmedikleri bir özellik varsa “bizden değildir!” Diye anında dışladıkları kimseler var. Kim oldukları hala bilinmiyor o  “biz”lerin. “Fikir özgürlüğünü” pek önemser halkımız ama Youtube da videoyu beğenmedi diye sövmek onun fikir özgürlüğüne saygısızlık olamaz tabii. Atarlandım iyi mi? Öhö öhö tamam sakinim.

       Diyeceğim o ki bir "sürü psikolojisi"dir gidiyor, insanların nasıl olması gerektiğine başka insanlar karar veriyor. Kendiniz olun arkadaşlar. Çok sevilen Beatles’ı  ben sevmiyorum diye kimse beni suçlayamaz. Şu “herkes” denilen o şeyin sevdiği şeyden de uzak durun. Popülerlik kapitalist dünyanın oyunları filan demeyeceğim tabi. Ama popüler olanı sevmenin hastalıklı bir durum olduğuna inanıyorum. Fark ettim ki her yazımın sonunda masallardaki gibi ders çıkarmaya ya da okuyucuya tavsiye vermeye merakım varmış benim. Bir dakika okuyucum mu varmış benim?  Haha ne bileyim böyle işte.  Hı birde bu seferlik gündüz oldu yazım. Tekrar görüşmek üzere…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder