Bunları
yazdığıma pişman olucam biliyorum. Ama kafamın içi dediysek buraya pekala bu da
benim içimin bir parçası. Ben Afyon’dan nefret ediyorum biliyor musun? Çok
nefret ediyorum hem de.. Üstelik hiç gitmedim..
Ömrüm boyunca da boğazımdan kopan hıçkırık
olarak kalacak orası. Evet bu sonbaharda gerçekleşen olaydan bahsediyorum.
Kahpe Eylül’de. Mühimmat deposunun tam 25 acemi erin şehitliği haline
gelmesinden bahsediyorum.
Olayın gerçekleştiği gece benim en büyük derdim
c2 diye sohbet sitesinde shuffle’da konuşacak adam bulamayışımdı. Ne acı değil
mi? Bizim eve o bombalar sabah olunca düşmüştü işte. Annemler oğlunu kaybeden
yakın dostlarının yanına fırlamışlardı. O daha çok gençti…
Ankara GATA’da günlerce ceset parçası
beklemekte çekilen çile bulunan yalnız parmak.. Kendime işkence ediyorum
biliyorum bu süreçlere yakından şahit olmak ise apayrı! Ki ben yalnızca
telefonlarda ailesinden haber bekleyen taraftım o çileyi çekense Onur’un
biricik annesi babası kardeşleri ve nişanlısıydı. Biz yalnız figürandık… Bizim
yüreğimizin parçalanması yanında onlar…. Onun kardeşi benim çocukluk arkadaşım ve
her Onur abiyi andığımda duyduğum acıyı biricik dostumunkiyle kıyasladığımda… İçimden
ilk gelen koşup ona sarılmak oluyor. "Geçti" demek oluyor. "Dayan" demek oluyor.
Ama yapamıyorum işte. İnsanın her yanı düğümleniyor sanki. Ve unutmuş yalanını
oynamaya başlıyorsun. Normal güne akıyorsun ve en kötüsü an geliyor gerçekten UNUTUYORSUN.
Hayır, isyan etmiyorum tanrıya hem de
hiç. O her yaptığında hikmet bulunandır buna inancım sonsuz. Bu belki de
hepimiz için en hayırlısıydı. Ama insan sormadan edemiyor; Yoksa bir HİÇ uğruna
mıydı? Sadece İHMAL miydi ağabeylerimi ölümle yüzleştiren? Aileleri paramparça eden sadece İHMAL mi? Ben
yalnız benim şehidimi biliyorum ya her gün ölen diğerleri?
Tamam sanırım en özelimi anlattım bu
gece. Ve ağladıktan sonra en iyi gelen şey; uykudur… Yarın sabah balon gözlerle
güne merhaba diyecek olmamın şerefine İyi geceler…
Mekanın Cennet
Olsun Onur…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder