13 Mayıs 2013 Pazartesi

Yeşil


    Günlerin uzaması ne güzel değil mi? Aslında kışın kızı olmama rağmen yazı da çok seviyorum. Düşününce ben; her mevsimi mevsiminde seviyorum :) Günler uzadı, yaz yaklaştı ve bahar geçiyor…

    Abartılmış derecede yemyeşil bir çevreyle karşılaşmıyoruz baharda ama kesin olarak karşılaştığımız bir şey var;  kuşlar. Evet kuşlar baharda daha sık ötüyor ve yalnız duymak isteğinde duyuyorsun onları. Birde camın karşısındaki tek ağacın renkleri çok güzel oluyor. Bendeki bahar algısı sanırım bu kadar. Hı birde mont giyinmenin kalın, montsuzluğun ince olduğu sıcak ama terletmeyen müthiş dönem diyebiliriz. Tek ağaç dedim ya demesi bile üzdü. Yeşilin en bol olduğu memleketlerimizden birisindeyim güya ama ben bile dışarıda görebildiğim “tek” ağaçla avunuyorum.

     Sahi betonlar arttıkça neden “gelişmiş” algısı oluşuyor ki? Ya da şöyle sorayım gelecek denildiğinde ilk neden hiç yeşil olmayan teknolojik bir dünya çiziliyor zihinde? Bunun büyük suçlusu "Jetgiller" kabul ediyorum. Çünkü ufak yaştan bize böyle öğrettiler  “teknolojinin olduğu yerde doğa olmaz” diye...

       Halbuki böyle bir şartlanma yersiz. İlla uçan arabalar olacaksa işgal etmediğimiz oto yolları pekala yeşillendirilebilir. “Çevreciyim” ya da “Hayvanseverim”  deyip sadece evine sığabilecek kadar olanları savunanlardan değilim tamam. Onlara da ayrı kızıyorum ama gerçekten yanlış giden bir şeyler var ve ne yazık ki kimse bir sorun olarak dahi görmüyor. Yeni ağaçlar dikmekten bile acizken var olanı yok etmekte de üstümüze yok!

    Yine fark ettim ki geceleri yazmayınca atarlanıyorum ben. Ya da içten içe atarlı bir insanımda haberim yok. Güneş daha yeni batıyor. Günler uzadı, yaz yaklaştı ve bahar geçiyor… Ve bence yaşamakta olduğun mevsim her zaman en güzel mevsimdir tıpkı yaşamakta olduğun yaşın en güzel yaş olması gibi… 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder