3 Mayıs 2013 Cuma

Yağmur

      Fincanını eline alıp yavaşça ofisinin penceresine yürüdü.  Mesai saati çoktan geçmişti ama o, hala oradaydı. Bir an için unutmak istedi; yarına yetiştirilmesi gereken dosyaları, şakaklarındaki ağrıyı, ödenmesi gereken faturaları, annesiyle son telefon konuşmasını hatta yakın arkadaşının kocasıyla olan sorunlarını bile bir an için unutmak istedi.

         Penceredeki siluetine baktı önce. Kâkülleri neredeyse gözlerine değecekti. Çayından bir yudum daha aldı. Hatları belirgin sivri bir yüzü vardı. Rimeli çoktan dağılmış olmalı fakat loş camda göremiyordu.  Omuzlarını dikleştirdikten sonra camdaki damlalar çekti dikkatini. Her biri ardında gökkuşakları saklayan, minik, dans eden damlalar... Yüzünde çarpık bir gülümseme belirdi. Yalnızken o kadar değil ama, birbirine katıldıklarında azimle akıp giden damlalar... Ancak, gözlerini damlalardan ayırabildiğinde görebilmişti her gün hiç görmeden geçtiği sokağı. Aslında hep o köşede bulunan ışıklı oyuncakçıyı. Trafik lambasında yeşili bekleyen sileceklerin telaşını, elindeki defteri başında siper ederek koşan genci, park halindeki arabanın altına kaçan kediyi…  Elektrik direklerinden ve belki araba farlarından yağmuru görmeye çalıştı, sağanak birden artmış olmalıydı.

     Garip; dışarıda telaş olmasına rağmen o, huzurlu hissediyordu. Bu sefer gözlerinin son hedefi gökyüzü olmuştu. Karanlık, derin, sonsuz…

        İnsanlar aslında hep böyle değiller miydi? Önce benlikleri kör ederdi onları. Kendilerine bakmaktan çevredeki güzellikleri görmez olurlardı. Bunu aşabilirse insan; karşısına konulan şeffaf sınırlarda oyalanır, üzerindeki yaldızlı süslere aldanmaz mıydı?  Ancak bakışları sınırları aşabildiğinde gerçeklikle yüzleşirdi. İşte o zaman sahiden “görebilirdi”.  Peki sonra? Teslim olmak gelmiyor muydu?  Derin, sonsuz… Saçmalamıştı yine. Çayı da çoktan bitmişti.


   Silkindi, zihnindeki her şey yerli yerine  geldi. Fincanını tekrar doldurup bu kez masasındaki dosyaların arasına yerleştirdi. Geri dönmüştü; yarına yetiştirilmesi gereken dosyalara, şakaklarındaki  ağrıya, ödenmesi gereken faturalara, annesiyle son telefon konuşmasına hatta yakın arkadaşının kocasıyla olan sorunlarına bile geri dönmüştü.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder